Makale: Su Altındaki Gizli Dünya

 

Su Altındaki Gizli DünyaDenizin derinliklerinde bir şehir keşfetseniz içinde insandan farklı canlıların şehirler, kentler kurduklarını ve sosyal bir yaşam sürdüklerini görseniz şaşırmaz mısınız? Bu saydıklarımızın hepsi şu an sualtı dünyasında yaşanan sıradan olaylardır. Ancak bize normal gibi gözüken tüm bu olaylar zinciri yakından incelendiğinde ortaya Allah'ın üstün yaratışı çıkmaktadır.


Karada, gökyüzünde ve suda yaşayan her canlı doğadaki dengenin çok önemli birer parçasıdır. Bu birbirinden bağımsız parçaların hepsi kesintisiz bir uyum içinde çalışır. Yaşamlarını sürdürebilmek için birçok canlı birbirlerine ihtiyaç duyar. Birkaç satır sonra anlatmaya başlayacağımız iki canlı doğadaki yardımlaşmayı daha iyi anlamamıza yardımcı olacak ve Allah ' ın kainatı üzerine bina ettiği sonsuz ilmi daha derin düşünmemizi sağlayacaktır. (Harun Yahya, Doğadaki Tasarım)

Tuzla Karidesi Artemia

Tuzla karidesi yaşantısını sadece doğal tuz gölleri veya insan yapısı tuzlalarda sürdürebilmektedir.

Hiçbir savunma organına sahip olmayan artemia, flamingolara kolaylıkla yem olur. Ancak artemialar savunmasız gibi görünseler de gerçek böyle değildir. Allah bu hayvanların yayılıp üremesi için mükemmel bir sistem hazırlamıştır.

Artemiaların yumurtaları oldukça kalın ve esnek bir tabaka ile çevrilmiştir. Yetişkin bir artemia, flamingo tarafından yenilse bile, flamingolar artemianın yumurta kesesindeki yumurtaları sindiremezler. Bu sayede yumurtalar, flamingoların göç yolları üzerindeki uygun yerlere flamingonun dışkısı içinde taşınmış olurlar.

Artemiaların yaratıldıkları ilk günden itibaren flamingolara ihtiyaçları vardır. Çünkü artemia, ne kabuğunu geliştirebilmek için gerekli bekleme sürecine, ne de flamingoları keşfedecek geniş zamana sahip değildir. Flamingoların beslenme şekli ile artemiaların üreme mekanizmaları tek bir anda beraberce var edilmiştir.

Artemia normalde tuzladaki aktif yaşantısını 6–35oC arasında sürdürür. Ancak tuzlalarda yılın farklı mevsimlerinde sıcaklık bu sınırların dışına çıkar. Peki değişen yeni şartlarda artemialar tuzlalardaki yaşamlarını nasıl devam ettirebilmektedir?

Yetişkin karidesler sonbaharın son günlerinden başlamak üzere kalın çeperli yumurtalarını oluşturmaya başlarlar. Bu yumurtalar en sert kışları bile rahatlıkla geçirebilirler. Çünkü yumurtalar mucizevi bir şekilde bünyelerinde doğal antifriz görevi gören gliserini üretirler. Kış yumurtaları doğada rastlanmamış olan -273oC soğuğa ve +100oC ' lik sıcaklığa bile dayanabilirler. Yumurtaların bu özellikleri artemianın günümüze dek neslini sürdürmesine imkan tanımıştır. Memeliler hatta omurgalılar, oksijeni az olan bir ortamda kaldıklarında boğularak ölürler. Ancak artemiaların böyle bir sorunu da yoktur. Bünyelerinde yaratılmış özel bir mekanizma sayesinde bu sorunu aşabilmektedirler. Bu özel mekanizma, artemianın kanındaki hemoglobin yoğunluğunu ayarlayabilme özelliğine sahip olmasıdır. Bu sayede, oksijenin çok azaldığı aşırı sıcak ve tuzlu sularda, hatta kristalleşmiş tuz kümeleri üzerinde bile yaşantısını devam ettirebilmektedir.

Hayranlık uyandırıcı özelliklere sahip bu canlı herhangi bir akla sahip değildir. Artemianın kendi kendine düşünerek 6oC ' den düşük, şiddetli soğuklara dayanmasını sağlayacak gliserini keşfettiği elbette söylenemez. Bu canlının hemoglobin yoğunluğunu ayarlayacak sistemi kendi kendine tasarlayarak, bunu bünyesine yerleştirdiğini düşünmek de elbette ki akıl dışıdır. Tüm bu insan aklının sınırlarını zorlayan özelliklere artemianın tesadüfler sonucu sahip olduğunu iddia etmek de bir o kadar imkansız, hatta gülünç iddialardır.

Söylenebilecek tek bir şey vardır, o da bu canlının özel olarak tasarlanmış olduğudur. Herşeyin sahibi ve herşeyi dilediği gibi tasarlamış olan Allah bu canlıyı da yaşadığı ortama en uygun özelliklerle yaratmış ve hayatını devam ettirebilmesini sağlamıştır. Yaratmak, Allah için çok kolaydır ve Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirmiştir:

“Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.” (Yasin Suresi, 82)

Kemancı İstakoz

Panulirus cinsi istakozlar oldukça ilginç bir savunma sistemine sahiptirler. Bu istakozlar ancak telli çalgılardan çıkarılabilecek rahatsız edici bir sürtünme sesini kesik kesik çıkartır ve bu sayede düşmanlarını kaçırırlar.

Bu kabuklu hayvanların gözlerinin altında, mikroskobik çiziklerle kaplı olan ve eğilip bükülebilen antenler bulunmaktadır. Panulirus istakozları antenlerindeki bu çizikleri içiçe geçirip sürtmeye başladıkları zaman keman yaylarının birbirine sürtünmesiyle oluşan korkunç sesin bir benzerini çıkarabilmektedirler.

Canlılardaki üstün tasarımların tek bir açıklaması olabilir, Yaratılış. Allah tüm evreni Ol emri ile yaratmış ve insanlardan Kendisini zikretmelerini ve yarattıkları hakkında düşünmelerini istemiştir. Her türlü yaratmayı bilen Rabbimiz bir ayette şöyle buyurur:

“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:); Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran Suresi, 191)